Teknoloji ve Felsefe gibi öyle kavramlar vardır ki bunlar birlikte düşünülebilmesi bile çok zor olan kavramlardır. ‘’Dondurucu ateş’’, ‘’sıcak kar’’ gibi ifadeler bu kavramlara örnek olabilir. Böyle kavram çiftlerinden bazılarının nasıl bir fiziksel nesneyi tanımladığını bilemezken, bazılarının ise düşünsel olarak tasarımını yapamayız. Dolayısı ile bu zorluğun hem fizik nesnelerinin özellikleri açısından hem de düşünce boyutuyla ilgili olduğu söylenebilir. 

 Bazı kavram çiftleri arasında anlamca bir karşıtlık olmasa da birlikte nasıl düşünülebileceği konusunda yeterliliğe sahip olamayabiliriz. Felsefe ve teknolojiyi bu gruba dahil edebiliriz. Çünkü felsefe belirli çözümler aramayan, soru soran ve eleştirme üzerine kurulmuş eski bir disiplindir. Teknoloji ise, fiziksel dünyayla sıkı bir ilişki içerisindedir, çözümler üretir ve uygulamaya yöneliktir. Bu yüzden bu iki kavram arasında ilişki kurmak ilk bakışta zor gözükebilir. Fakat bu iki kavram arasında ilginç olduğu kadar çok yakın ilişkilerden de söz edilebilir. Böyle bir ilişkiden bahsedebilmek için bu kavramların gerçekte sahip oldukları geniş anlamlarından bahsetmemiz gerekecektir. 

 Bir kavramın anlamı işaret ettiği nesne dikkate alınarak belirlenebilir. Bu yöntem birçok kavramın anlamını belirlemede en çok kullanılan yoldur. Fakat, bu yöntemin her zaman yeterli olamayacağı bazı durumlar olabilir. Daha da önemlisi bir kavram dilsel açıdan ele alınmadığında, kavramın tam olarak ifade ettiği bilgiye ulaşma şansımız olmayacaktır. Nitekim teknoloji kavramının ifade ettiği anlamı görsel açıdan tasvir edecek fiziksel nesneler yani araçlar dikkate alındığında dahi yeterli olmayabilir. Çünkü teknoloji kavramı anlam olarak, hem günümüzde kullanılan nesneleri/araçları içerirken aynı zamanda yeni ürünlerin imalini, var olan ürünlerin geliştirilmesini ve yeni var olacak gelişimleri de içerisinde barındırmaktadır. 

 Burada teknoloji kavramının anlamı ‘’teknolojik gelişim’’ ve ‘’teknoloji anlayışının gelişimi’’ ile ilişkilendirilmiş oldu. Böylece ‘’teknoloji nedir’’ sorusuna, gelişimi ve anlayışın gelişimi kavramlarının anlamları ile de cevap arama olanağı bulmuş oluruz. 

 Teknoloji kavramını bilinen bu anlamlarının dışında, birey ve toplum açısından düşünecek olursak çok farklı bir boyut ile karşılaşırız. Mesela teknoloji kavramı için; insanların günlük hayatlarında ki değişkenliklerinin getirdiği bireysel düşünce yapılarına, dünyaya bakışlarına, küçüklükten gelen yapısal özelliklerine, teknolojik gelişimin toplum ve devlet yapısı üzerindeki etkilerine ve özellikle toplumda yarattığı kültürel değişikliklere neden olabilen bu kavrama çok daha geniş bir pencereden bakma şansı bulabiliriz. Teknolojiyi bu yönüyle düşünmenin teknolojinin kendisi kadar önemli olduğunu söyleyebiliriz. Diğer bir ifade ile; ‘’bireylerin veya toplumun sahip olmak isteyebileceği teknolojik olanaklar ve ondan yararlanması, gerçekte teknoloji kavramından ne anladığı ile sınırlıdır.’’ 

 Teknoloji kavramının kullanımı yenidir. Teknoloji kavramının türediği ve asıl anlamını aldığı kelime oldukça eskilere dayanan ‘’teknik’’dir. Teknoloji ve teknik kavramlarının en önemli ortak paydası alet yapımı ile ilgili olmalarıdır. Gerçi teknoloji günümüzde alet yapımı sınırının çok ilerisinde faaliyet göstermekte. Fakat teknoloji kavramını alet yapımı olarak ele alırsak onu teknik kavramından ayıran en önemli özellik bilimsel bilgiler ışığında yol almasıdır diyebiliriz. Yani teknoloji, insana özgü bir nitelik olan alet yapımının ileri aşaması olan sistemli ve bilimsel bilgilerin kullanılmasını gerektirmektedir. Günümüzde teknoloji, ancak bilimsel çalışmalar ile gelişim göstermekte; dolayısı ile bilimsel bir arka plana sahip olmayan toplumlar teknolojik ürünleri ancak ithal edebilmektedirler. Bu bakımdan teknolojinin bilimle ilgisi, ilk akla gelmesi gereken özelliklerden biri olmalıdır. 

 Teknoloji kavramının içinde düşünülmesi gereken diğer özellikler ise; onun toplumlasosyal kurumlarlainsan ve kültürlerle olan ilişkileridir. Çünkü teknoloji özellikle kültür ve insanla çok yoğun biçimde etkileşim içerisindedir. Bu etkileşimlerin olumlu ve olumsuz yanları vardır. Sağlık alanında, günlük yaşamda, eğlence sektöründe, askeri alanda, uzay çalışmalarında kullanılması olumlu olduğu kadar; çevre kirliliği, toplu imha silahlarının gelişimi, bazı yeni hastalıkların ortaya çıkması gibi dolaylı ve dolaysız olumsuz sonuçları da vardır. Gerçi bu olumsuzlukları yine teknolojiyle önlemek de mümkündür. Örneğin çevre kirliliği teknolojinin getirdiği bir sorunken çözümü de yine teknoloji ile aranmakta ve gelişimlerin yeterliliği kadar teknoloji ile sağlanmaktadır. Fakat bazı tehlikeli durumlar vardır ki bunları ancak kültürel, ahlaki ve toplumsal tedbirlerle önleyebiliriz. Bu tür tedbirler açısından bazı toplumların teknolojik seviyelerini göz önüne aldığımızda, bir teknoloji ürününün daha verimli ve karlı kullanılmasını sağlayabildiklerini söyleyebiliriz. 

 Buraya kadar hep teknoloji kavramının anlam katmanlarından bahsettik. Artık bu noktada felsefe ile olan ilişkisinden bahsedebiliriz. Çünkü teknoloji kavramı bilimsel çalışmalarla olduğu kadar toplum, insan, kültür kavramları ile de ilişki içinde anlam kazanmakta. İnsan, toplum ve kültür felsefenin geleneksel problemleri arasında yer alırlar.  

 Teknolojik gelişmenin insan üzerinde ki en önemli etkilerinden biride, insanların eskisinden çok daha farklı yaşamlara girmesinde çok büyük etken olmasıdır ki; günümüz insanı arabadan internete, ulaşım araçlarından eğlence hayatına kadar teknolojinin olanaklarını kullanmaktadır. Tüm bunlar insanın kendine bakışını, diğer insanlarla ilişkilerini ve toplumsal yaşantısını önemli ölçüde değiştirmekte. Alışkanlıklar değişip davranışlara dönüşerek yeni bir insan tipi ortaya çıkarmıştır. Değişen bu koşullar nedeni ile insan kendini yeniden anlamlandırmak, yeniden tanımlamak ve kendini sorgulamak zorundadır. Burada ilginç olan nokta, insan kendini tanımladıkça önüne yeni hedefler koyuyor ve ihtiyaçları sürekli gelişerek değişiyor. 

 Bu yeni ihtiyaçlar teknolojiyi ister istemez yönlendirmekte. Çünkü teknoloji insanın amaçlarını, isteklerini, hedeflerini, beklentilerini karşılama konusunda önemli bir araç konumundadır. 

 Teknoloji ve insan ilişkisini doğru şekilde kurabilmek için insanın felsefi tanımının yapılması gerekir. Gerçi her toplumun teknolojik gelişmişlik seviyesi ve dolayısıyla sosyal dokusu da farklıdır. Bu nedenle her toplumun insanı kendine özgü farklı özellikler taşıyabilir. Herhangi bir toplumdaki insanın özelliklerinin tespiti ve tasviri sadece felsefe ile değil, edebiyatsanat veya benzeri etkinliklerle çözümlenebilir. Sağlıklı bir teknolojik gelişimden bahsedebilmemiz için bu tespitlerin yapılması gerekmektedir. Sonuçta insan kendini kültürel, edebi ve felsefi yönden tanıdığı müddetçe doğru ve gerçekçi hedeflere yönelebilir. Eğer doğru ve gerçekçi hedefler belirlenmezse teknolojinin gelişimi de sağlıklı bir şekilde ilerlemeyecektir. 

 Teknoloji sadece alet yapımı veya birtakım aletler kullanarak üretim yapmak değildir. Teknolojiyi tanımak, ondan yararlanabilmek ve sağlıklı gelişimini sağlayabilmek için, toplum ile ilişkisinde yoğunlaşmak gerekecektir. Çünkü teknoloji toplum yapısını değiştirirken toplum yapısı da teknolojinin gelişimine yön vermektedir. 

 Sosyal yapı içerisindeki çeşitli kuruluşların, yönetim makamlarının amaçlarından en önemlisi şüphesiz ki bireylerin daha rahat bir hayat yaşamasını sağlamaktır. Bu şartı sağlamanın yolu, gerek birey gerekse toplum olarak teknolojik olanaklara daha fazla sahip olmaktır. Bu da daha önce bahsettiğimiz gibi teknikten teknolojiye geçiş, teorik bilimlere önem verilmesi ile sağlanabilir. 

 Teknoloji denilince aklımıza gelmesi gereken tek özellik yaşantımızı kolaylaştıran yada daha çok üretim yapılmasını sağlayan araçlar olmamalıdır. 

 Görüldüğü üzere teknolojinin anlam boyutu, başta aralarında hiçbir ilişki yokmuş gibi duran; ‘’insan ve toplum’’, ‘’devlet ve kültür’’ gibi konularla bir bütünlük içerisindedir. 

 Peki teknoloji kavramını felsefi olarak zenginleştirmemiz neden önemlidir? Çünkü teknoloji; güç, sağlık, refah anlamlarını taşıdığı kadar; felaket, mutsuzluk ve hastalık anlamlarını da taşımaktadır. Dolayısıyla bu olumsuzlukların karşısında durabilmek, önlem alabilmek ve çareler arayabilmek öncelikle bir bilinç işidir. 

 Teknolojinin dikkat çeken özelliklerinden birisi de; birey ve toplum yaşantısını hızla değiştirmesi, eski değerlerin yerini yenilerine bırakmasıdır. Bu değerleri; davranışlarımıza yön veren, onları biçimlendiren, tercihlerimizi yönlendiren etkenlerin bir adı olarak düşünebiliriz. Değerlerin değişmesi ile geleneksel yaşantının yerini yeni bir anlayışın alması sonucuna ulaşırız. Bu geçişte farklı sebepler ile birlikte, olumlu değerler yerini olumsuz durumlara bırakabilir. Örnek olarak; dürüstlük, dostluk, iyilik, yardımseverlik, hoşgörü gibi olumlu değerlerin yerini kurnazlık, hile, bencillik gibi olumsuz değerlerin açık veya üzeri örtük bir şekilde de olsa kabul görmesi gösterilebilir. Bu noktada teknolojinin anlam katmanlarından biri olan değer konusu, aslında teknolojiden anlamamız gereken en önemli anlamlarından biri olmaktadır. İşte burada teknoloji kavramının niçin teknolojinin kendisinden önce gelmesi gerektiğini anlıyoruz. Çünkü teknoloji sadece ürünler olarak düşünülseydi tüm bu olumsuzluklar göz ardı edilmiş ve hiçbir önlem veya dikkat unsurunu içermemiş olurdu. 

 Teknoloji kavramının anlamını olabildiği kadar geniş bir bakış açısıyla zenginleştirmede ve ona boyutlar kazandırmada ister istemez felsefeye başvurmak durumundayız. Çünkü felsefe geleneksel olarak sorgulayan, eleştirel ve farklı açılardan bakabilen bir etkinliktir. Teknoloji kavramının içeriğini felsefeden yararlanarak zenginleştirmek, en az teknolojinin kendisi kadar önemlidir. 

Günümüz güncel teknolojilerini incelemeye başlamak için buraya tıklayabilirsin.

KAYNAK: https://www.safakural.com/makaleler/teknoloji-ve-felsefe

Teknolojiye Felsefi Yaklaşım

Teknolojiye Felsefi Yaklaşım” üzerine bir düşünce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir